Pazar, Haziran 18
Büyüyorum zalim bir kalbin acımasız atışları arasına sıkışmış duygularımı kurtarmaya çalışırken... büyüyorum zamansız bir dokunuşun gölgesini tenimden atmaya uğraşırken. Salınımına bırakıyorum bedenimi müziğin ritmine kapılıyorum farkına varmadan terk etmek isterken maziye kazıdığım onca güzel resmi. Anlamını yitiren sözlerin büyüsünü ufak tebessümlerin sahteliğine saklıyorum kimse fark etmesin diye. Görmezden geliyorum aynadaki yalvaran gözlerimi, duymazdan geliyorum çığlıklar atan yüreğimin sesini. Yalan... yaşanmışlığın verdiği tecrübe mi doğru olan yoksa bilinmezliğin verdiği gizem mi? Hangisi toplayacak parçaları dört bir yana saçılmış kalbimi, hangisi uyandıracak beni bu kabus dolu uykudan, hangisi gösterecek ki aslında uğruna savaş verdiğim her şey yalan... inanmak istiyorum sözlerine, bilmek istiyorum ki güvensizliğim boşuna.

Hatırladığımda beni mutlu eden anları yaşatmalıyım belki sadece her şey anlamını kaybetmesin diye. Kelebeğimizin ömrü belki de bu kadardır. Rüzgarın önüne düşmüştür belki bu sefer, gücü kalmadığı için kendi yolunu çizmeye. Ayrılık vakti mi meleğim? Belki ....


 
posted by ~ GisMo ~ at 14:03 |


0 Comments: