Pazar, Mayıs 28
Konser alanı bomboştu bir sen bir ben bir de Şebom ...Sessizlik oldu birden ruhumu okşayan yumuşak bir müzik, hafif bir rüzgar... Sen ben ve Şebom vardı kalabalığın içinde yapayalnız. Şarkımı "Sen ben değirmenlere karşı bile bile birer yitik savaşçı akarız dereler gibi denizlere belkide en güzeli böyle..." söylüyor..
Biraz önce elini tuttuğun kız yok yanında, benimde sevgilim silindiler konser alanından kalabalık silik gölgeler gibi. Doruk noktası görünmeyen dağlar gibiyiz hani kavuşamayan başına kara bulutlar üşüşmüş. Sen hayal meyal görüyorsun belki, belki de hiç göremiyorsun beni.. ben hala yüreğimin kenarında sakladığım meleğime bakıyorum kalabalığın içinde, ama gözlerin niye doldu neden kayboldun şarkının sözlerinde.
Şarkıdamı kayboldun birbirimizde mi yitirdik kendimizi neden, niye , nasıl bitti diye soramıyorum.
Seni benim seni sevdiğim kadar seven biri çıksa karşıma…Uzansam dokunsam nefes alsam kokunu duyarım belki .. düş bitiyor ellerim onun ellerinde sıcacık ama yüreğim üşüyor.
Düş bitti şarkı da ellerim sıcak, yüreğim soğuk, benim gözlerim anlamsız ve ıslak cam bilyeler gibiler.

Herkes gitti, herkes gibi sende. Şimdi şarkı bitti .Kalabalıkta kaybolmuş yitik bir çift göz beni tekrar görür mü sence?
 
posted by ~ GisMo ~ at 12:27 | 2 comments
Çarşamba, Mayıs 24
Gerçek misin ? Yalan mısın ? Masal mısın DÜNYA ? Bu yaşantıyı sorgulasam mı acaba ya da büyüklerin dediği gibi senden aşağılarını düşün modunda hayatta takılmaya devam mı etsem..
Ama bu soruları bir kenara bıraktım çünkü yanlız olduğuma karar verdim , ne demişler yalnızıs yalnızlıklar elimde değil .. Ne zaman gitme dediysem birilerine , gitme bırakma benim düşen omzuma bir kambur da siz koymayınn lütfenn !! , ama hep gittiler ... En acısıda hiç geri dönmicek olanı ...
O kadar çok şey kaybettimki kendimden hep insanlara verdim verdim .. Saflık derecesini son haddine kadar yaşamışım ,sömürmüşler benim küçük kalbimi yormuşlar .. Şimdi sinyal
vermeye başladı biliyo musunuz ? Yordun beni diyor bana bu yaşımda ... Ama ben hala bir kaçına güvenmeye çabalıyorum , birkaçı dediysem o kadar çok sanmayın 2 kişi :) ne kadar çok muş dimi (!) Biri yanımda olmaya çalışıyo elinde oldukça biride ruhumda beni besliyor ...
Neyse yazmak istemiyorum içim sıkıldı galiba , şimdilik bu kadar .
Meleğimle bitirelimm ; bak diyorum koca dünyaya burdan derhal çıkmak gerekk ..
.
 
posted by ~ GisMo ~ at 11:05 | 10 comments
İşte BudUR DiyeBiliRim :) SüpErler Dimİ ??

 
posted by ~ GisMo ~ at 03:51 | 10 comments
Salı, Mayıs 23

Öğle büyük ki inan doktor içimdeki boşluğum
Ne koyarsam koyayım hiç dolmuyor

Eğer böyle yaşarsam hep aynı acıyı
Bu sıcaklar bile beni donduruyor

Kör bir dilenci vücudunda sigara yanıklarıyla
İlkbahardan bana bahsediyor sardunyalar açıyor diyor
Ama ben görmeyeceğim ve sizin gibi sevinmeyeceğim ...

Doktor doktor insanlar
hiç BİLMİYOR

Doktor doktor insanlar hiç DUYMUYOR

Doktor doktor insanlar HİSSETMİYOR
Doktor doktor kimse beni
SEVMİYOR ...

(teoman)


 
posted by ~ GisMo ~ at 05:54 | 5 comments
Cumartesi, Mayıs 20


**
yalnızlık eğer var olsaydı, yalnızlık kalmazdı, içimizde saklandık, orada da yalnızlık kalmadı ..

** iştahla beklenenler, sonra o yemeğin içinde, bir sürü kurtçuk balçık, iştah mı? yaşamak mı? yumak olmuş boğazımda, kelimeler yakıcı, midem ağrıyor, kalbim çarpmıyor, heyecanım kalmadı, yaşlar dinmiyor .
 
posted by ~ GisMo ~ at 14:41 | 1 comments
Cuma, Mayıs 19
Kafama her şeyi takmam ki aslında öyle gibi görünse de. Bazen anlatmak istediklerimi doğru şekillerde anlatamıyorum ve bu diğer insanlara zarar veriyor sanırım. Diğer insanara zarar vermesi de beni üzüyor haliyle. Ama olması gereken onların beni, bana bir şey sormadan, sormalarına gerek kalmadan anlaması değil mi? Tek bir kelimem bile ortada kaybolup gidiyorsa bu beni üzer, bu herkesi üzer. Hiçkimse düşünceleri kimse görmeden buharlaşıp gitsin istemez. İpi sökerim sökerim sökerim ama sonuna gelip de orada hiçbir şey kalamdığını görünce yıkılırım ben elimde değil...
 
posted by ~ GisMo ~ at 10:08 | 0 comments
Perşembe, Mayıs 18

Bazen öyle çok verirsin ki,
Verdiklerinin çokluğu öyle baş döndürücüdür ki,
Almaktan öyle mutludur ki verdiğin.
Aldıklarına karşılık vermesi gerektiğini unutur.
Unutturmuşsundur çünkü.
Yaşdiğın bir çaresizlik halidir şimdi
Vermezsen sen olmayacaksın
Almazsan sen kalmayacaksın
Siyahlar o zaman büyür gözbebeklerinde...
 
posted by ~ GisMo ~ at 13:23 | 2 comments

Her şeyin bir öncesi vardı. Yaradılışın, sözün, yeryüzü oyunlarımızın, verdiğimiz sevginin, kazanılan acıların, katliamlarımızın, yarım kalmış bir bakışın uzun yüzlü aynaların her şeyin bir öncesi.. beklide varolmamızın bir nedeni de, varlığıyla kendi cevabını zaten yaratmış olmasında gizliydi; biz ısrarla, bir başkasına taşıtmaya zorluyoruz kendimizi. Aslında, giz diye bildiğimiz her şey nedeninin en açık şekilde vuruyordu içimize. Vurduğu yerde bir kapı aralıyor ve o kapının aralığına biriken bakışların arasında kendi gözlerimize yer arıyorduk. Gözden kaçırdığımız ve kendimizi unuttuğumuz yeri işte burasıydı hayatın yani ki herkes bir başkasının elleriyle o kapıyı açmaya çalışıyordu ki bu, yarım kalan yanımızdı hepimizin. Şimdi sorulacak soru şuydu; hangimiz açmaya cesaret edecektik o kapıyı, kendi ellerimizle ama? böyle giyinmiş bir halde çıplaklığımızdan korkarak mı? Ellerimizi, yüzlerimizi ve gözlerimizi tanımadan mı geçecektik o karanlık bahçeden ruhumuzun asfaltına? başımızı kaldırıp baktığımızda, bir daha hiç inmeyecek mi rollerini paylaştığımız bu filmin son perdesi içimizden ayak uçlarımıza? Bir oyun yeriydi bu dünya! İşte böylesine inançsız, işte böylesine çalınmış bakışlarla oynuyoruz rolümüzü. Asılolan bir başka yerdeydi!

Ufak.

Ufacık bir şakaydı her şey...

Ve öyle devam edicek hiç bitmicek inanmadan gülücem hep ...


 
posted by ~ GisMo ~ at 12:38 | 1 comments